BAŞKA BİR YEREL YÖNETİM MÜMKÜN
Kent Hakkı ve Katılım (2)

Kent hakkı, kısaca kente dair, daha iyi yaşam hakkının kullanılması için itiraz hakkıdır. Bu itiraz kentine sahip çıkmanın başlangıcıdır. Taşıyıcısı ise katılımdır. Günlük yaşamımızda bireysel olanın kolektif alana taşınarak çözümde ortaklık gerçekleştirebilmek için, aktif yurttaş sorumluluğunu kullanmaktır katılım.

Nedir katılım hakkı?.. Basit olarak ‘yaşadığınız mahalleye ve kentine sahip çıkma, kenti değiştirmek için yalnızca itiraz etmek değil, sorunları ve yaşam alternatifleri üzerine söz kurmak ve çözüm ortaklığıdır katılım’ diye  bitirmiştik bir önceki yazıyı. Özetle, kent hakkı, kısaca kente dair, daha iyi yaşam hakkının kullanılması için itiraz hakkıdır. 
Bu itiraz kentine sahip çıkmanın başlangıcıdır. Taşıyıcısı ise katılımdır. Nasıl? Günlük yaşamımızda bireysel olanın kolektif alana taşınarak çözümde ortaklık gerçekleştirebilmek için, aktif yurttaş sorumluluğunu kullanmaktır katılım. Beşer yılda bir sandığa giderek, ülke çapındaki siyasal eğilimi ve yönetimi  belirginleştiren genel seçimle belediye başkan ve meclis üyelerini seçen, yerel seçimdeki oy atma sorumluluğunu, denetim adına, yeni söz ve karara dönüştürüp  günlük yaşama taşıyabiliyor muyuz? 
1992 tarihinde Avrupa Konseyi tarafından Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Konferansı’nda kabul edilen Avrupa Kentsel Şartı I-‘Ortak Kent Politikası’ ilkeleri arasında yer alan halk katılımı, kent yönetimi ve kent planlaması ilkeleri ne diyor? 

HALK KATILIMI, KENT YÖNETİMİ 
VE KENT PLANLAMASI
Yerel politik yaşama halkın katılımını temin için; halk temsilcilerini, özgür ve demokratik olarak seçebilme hakkı,
Yerel politik yaşamda etkin bir katılım için; halkın yerel, politik ve idari yapılarda belirleyici olması gereği,
Toplum geleceğini etkileyecek her tür önemli projede halka danışma gereği,
Kent yönetimi ve planlamasının; kent karakteri ve özel niteliklerine ilişkin yeterli bilgiye dayandırılması,
Yerel politik kararların; uzmanlardan oluşacak ekiplerce gerçekleştirilecek kentsel ve bölgesel planlara dayandırılması,
Karar verme sürecinin sonucunda ortaya çıkan politik tercihlerin anlaşılabilirliği ve hayatiyeti,
Gençlerin toplum yaşamına katılımının yerel yönetimlerce sağlanması.

Yine Avrupa Konseyi, 2008 yılında Avrupa Kentsel Şartı II’yi kabul ederek, kentlerin ve kasabaların günümüzdeki sorunlarıyla mücadele etmesini olanaklı kılacak bir dizi ortak ilke ve kavram oluşturmuştur. Neden buna ihtiyaç duyulmuştur?

DAYANIŞMA HAKLARI
Küreselleşmenin Avrupa kentleri üzerindeki etkisi, gelişmeye rağmen sosyal eşitsizlik ve gelir adaletsizliğinin artması, çevre kirliliği ve karbon salınımının dizginlenememesi ve göçler. Bu nedenler, yeni bir kent manifestosunun hazırlanarak kent yaşamına yeni bir yaklaşım sunulmasını amaçlamıştır. Şart kapsamında kent ve kasabaların sürdürülebilir kentsel mekanlara dönüştürülebilmesi için çeşitli kentsel politika önerileri geliştirilmeye çalışılmıştır. Bu şartın en önemli tarafı, kentte yaşayanların kent haklarını güvence altına almasıdır. Burada ideal kent gerçekliğinin sınırları değil de ufku çizilmeye çalışılmıştır. Bu haklar, soyut bir teorik çerçeveden çıkarak günümüze dayanışma hakları olarak yansımıştır. Katılım açısından son derece önemli olan bu hakların başlıcaları nelerdir? 
(Bu hakların detay irdelemesi için İlhan Tekeli’nin ‘Kent ve Kentli Hakları’ kitabına göz atmakta yarar var.) 
İnsan haklarına saygılı ve bu hakları geliştirmeye açık, bireylerine refahını ve kişiliğini geliştirme güdüsü ve fırsatı sağlayan bir kentsel ortamda yaşama hakkı.
Hava, su, gürültü vb. kirlenmelere konu olmayan ekolojik dengelere duyarlı bir kentsel çevrede yaşama hakkı.
Oturduğu yere bağlılık duyabileceği, ona anlam yükleyebileceği, kimliği olan bir kentte yaşama hakkı.
Tarihsel mirasın ve geçmişle sembolik bağların korunduğu, nitelikli uyumlu mimarlık değerlerinin bulunduğu ve bunlara yenilerinin eklenebildiği bir kentsel çevrede yaşama hakkı.
Konut alanları, çalışma alanları, dinlenme ve eğlenme ile ulaşım kullanışları arasında, birbirini rahatsız etmeyen, ancak gereksiz ulaşım talepleri yaratmayan, uyumlu bir arazi kullanımı dengesine sahip, insanların birbiriyle ilişki kurma fırsatlarını çoğaltan bir kentte yaşama hakkı.
Dünyanın gelişmiş bilgi ve hünerlerini elde etme olanağı sağlayan, eğitim ve kendini yetiştirme olanakları veren, bu olanakları sürekli olarak geliştiren bir kentte yaşama hakkı.
Kentte yaşayanların, yaş, yetenek ya da gelir ayrımı olmadan yeterli çeşitlilikte spor yapma ve boş zamanları değerlendirme olanaklarından yararlanma hakkı.

KENDİNİ VE KENTİNİ YENİDEN TALEP ETMEK
Nedir bu hakların özü? Kentte yaşayanların var olmalarının ötesinde kişisel ve toplumsal gelişimlerinin önünde bir engel ve üzerinde bir hiyerarşi olmadan, nefes almalarının ötesinde kişisel, sosyal, kültürel, estetik gelişimlerinin, başkalarının yaşam ve gelişim alanına değmeden özgürce gelişimidir. Yani kendini ve kentini yeniden talep etme, gündelik yaşamdan haz alma alanlarının yeniden yaratılması.
‘Kent hakkı’ başlığı altında üçüncü kuşak hakları diye de adlandırılan bu dayanışma hakları, ete kemiğe nasıl bürünecek? Söz vücuda nasıl gelecek? Şimdi katılım nasıl ve hangi araçlarla gerçekleşir sorusunu irdeleyebiliriz.   
    
Gönen Orhan
Yerel Yönetimler İletişim ve Strateji Danışmanı
gonen@gonenorhan.com