Meşrutiyet’te geçmiş zaman olur ki...

Meşrutiyet Mahallesi’nde sıra sıraydı dükkanlar. Şimdiki gibi marketler yoktu tabii... Mahalleli tüm alışverişini yapmakla kalmaz, her molada bir sohbet faslı açılırdı. Herkes herkesin mutluluğunu da bilirdi tasasını da... işte bu sayede en kara günlerimizden bile dayanışmayla alnımızın akıyla çıkmayı bildik.

Sizlere Baytar Ahmet Efendi Sokak’ta yer alan esnaf büyüklerimizle birlikte, sokağımızda bir zaman yolculuğuna çıkmayı öneriyorum. Sokağımız adını Rumeli Caddesi ile Baytar Ahmet Efendi Sokak’ın köşesinde yer alan ahşap evin sahibi Baytar Ahmet Efendi’den almış. Bu evin karşı köşesi ise Rio Pastanesi’ydi.
Sokağımıza girildiğinde, Şair Nigar Sokak’ı geçtikten sonra ilk dükkanda Totocu Burhan sizi karşılardı. Karşısında tavukçu, yanında ise Kasap İbrahim vardı. Kasap İbrahim Ağabey, Totocu Burhan Ağabey’in ev sahibinin kızına aşıktı. Kızı istedi, babası vermedi ve İbrahim Ağabey karasevdaya tutuldu. Öyle bir karasevda ki, son durak Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi oldu! Kasap dükkanı sahipsiz kalmıştı, dükkanı Ekrem Ağabey işletmeye başladı. Kasabın yanındaki dükkan da Kolacı Asım Amca’nındı. 

ŞİŞLİ BÜYÜRKEN MAHALLE DE BÜYÜDÜ
Hacımansur Sokak’ın köşesinde Uğur Kasabı, bitişiğindeyse Kömürcü Bünyamin vardı. Hemen yanında görme engelli Gazeteci Ahmet Amca otururdu, tüm mahalle gazetesini ondan alırdı. Karşı sırada Halil Kıvılcım Amca’nın nalbur dükkanı vardı. Şişli büyürken o da büyüdü, çimento tüccarı oldu.  
Nalburun yanıbaşında, apartmanın yol seviyesinde Hallaç Fehmi Amca’nın yorgan dolu dükkanı, bitişiğinde de Nigar Abla’nın bakkal dükkanı vardı. Çaprazında adını anımsamadığım tesisatçımızın dükkanı... Sonbaharla birlikte soba borularını dizerdi dükkanının önüne. Bir altında yine bir bakkal dükkanı, Hacı Yakup ile oğlu İsmail ve torunu Mustafa hep dükkanda olurdu. Sonra ailevi sebeplerle devretmek zorunda kaldılar. 

SIRA SIRAYDI DÜKKANLAR
Bakkalın yanında mahallemizde sık rastladığımız Pomaklar’dan Süleyman Amca’nın kunduracası. Oğlu bahriye zabitiydi ve çok gurur duyardı onunla... Süleyman Amca’nın dükkanının çaprazında Bakkal Cemal Amca hep tezgahın başında olurdu. Çalıştı çabaladı, oğlunu okuttu, oğlu da onun yüzünü kara çıkarmadı ve çok iyi derecelerle eğitimini tamamladı. 
Cemal Amca’nın dükkanın karşısında iki basamakla inilen Berber Memduh Erkuş’un dükkanı hem tıraş hem de sohbet mekanıydı mahallenin erkeklerinin. Kendisi dayım olur. Tek parti dönemihde mahallemizin muhtarlığını da yapmıştı. Kalfası Cideli Ahmet, Kore’de savaşmıştı. Dayımın yanından ayrıldıktan sonra, Rio Pastanesi’nin karşısındaki berber dükkanında, sonra da Valikonağı’nda başka bir berberde çalıştı. Ahmet’ten sonra dayım bir berber daha yetiştirdi. Rahmetli Nevzat Ağabey, mesleği öğrendikten sonra Kodaman Sokak’taki Mehmet Amca’nın berber dükkanında çalışmaya başladı. 
Mahallemizde kıraathaneleri de unutmam. Rahmetli Bahriyeli Hasan Amca’nın kahvesi, karşı köşesinde ise Çerkes’in, onun karşı köşesinde de Ali Canpek’in kahvesi vardı. Dördüncü köşeyi ise yazın kavun-karpuz, kışın portakal sergisi kuran Malatyalı Hamza kapmıştı. 

ALIŞVERİŞ İÇN İKİ ADIM YETERDİ
Çerkes’in kahvesinin altında Kömürcü Nuri Ağabey’in dükkanı, hemen yanında da İbrahim ve Sıtkı amcaların berber dükkanı vardı. Bir yanda polislikten emekli Osman Amca’nın bakkal dükkanı, karşısında ise İbrahim Amca’nın berber dükkanı... Bir mahalle lokantamız da vardı, Zeynep Abla işletirdi. Köftelerinin lezzetini unutamam. Lokantanın yanında Muammer Ağabey, oğlu Suat için bir bakkal dükkanı açmıştı. Balıkçısız olur mu?.. Müzeyyen Teyze’nin oğlu Zeynel Ağabey’in tablalarından seçerdik balıkları. Sonraları balıkçıyı kapatıp kıraathaneye çevirdiler. Biraz ileride karşı sırada, Kasap Vehbi Amca, çeşmenin ilerisinde de Manav Mehmet beklerdi müşterilerini... Mutfak alışverişi için birkaç adım arayla sıra sıra dükkanlar hazır ve nazırdı. Tatlı da mı lazım, o da hemen bir adım ötedeydi. Vitrininde şeker, tel kadayıf, yufkalar dizilirdi. 

KARA GÜNLERDE DAYANIŞMAYI BİLDİK
Çeşme arkası başka bir dünyaydı. Rıfat Amca’nın oğlu, Eyüp Sultan darbukalarının üstadı Ercüment darbukayı konuştururdu adeta. Kara günleri de gördü bu mahalle, ve alnının akıyla çıkmasını da bildi. 6-7 Eylül olaylarında, mahallemizin Rum kökenli vatandaşını talancılara karşı korumayı bildi komşuları. Bakkal Ermiya’nın ne canına zarar geldi ne de malına! 
  
Özgür Kavuşer VARDAR